Ahmet Muhtar Merter

Ahmet Muhtar Merter

1891 yılında doğan Ahırköylü Ahmet Muhtar Bey, Hacı Hüseyin Ağa'nın torunu olup babası Subaşızade Hasan Tahsin Efendi, annesi de Zehra hanımdır.

Yazılı kaynaklarda ve arşiv belgelerinde ilk kez “Ahırköylü Ahmet Bey” adıyla anılmaktadır. Balkan Savaşında Edirne kumandanının emir zabiti olarak görev yapmıştır. Ahırköylü Ahmet Bey adının kullanılmaya başlanması, I. Dünya Savaşı sonrasında Edirne vilayeti ve genel olarak Trakya’nın siyasi durumunun belirsizleştiği döneme rastlamaktadır. 

7 Kasım 1918’de Edirne’de kurulan Trakya Paşaeli Osmaniye Cemiyeti, Trakya’nın Osmanlı Devleti ile olan bağının korunması ve devam ettirilmesi amacıyla faaliyet göstermiştir. Bu süreçte Edirneli temsilciler, henüz Anadolu’ya geçmemiş olan Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmeye Belediye Reisi Şevket Bey, Yolageldili Kasım Efendi, Lüleburgazlı Şevket Bey, Dimetokalı Cemal Bey ve Ahırköylü Ahmet Bey katılmıştır.

Cemiyetin ilk merkez heyetinde Ahmet Muhtar Bey’in ismine rastlanmasa da, 10 Temmuz 1919’da yapılacak ve cemiyetin yönetimini üstlenecek temsil heyetinin belirleneceği kongre için Edirne vilayet merkezinden davet edilen kırkın üzerindeki isim arasında yer almıştır.

Batı Trakya üzerinde Bulgarların emellerinin boşa çıkmasının ardından, bölgenin müttefikler ve Yunanlılar tarafından işgal edilme ihtimali doğmuştur. Bu gelişmeler üzerine cemiyet yöneticileri, Batı Trakya’daki diğer teşkilatlarla temasa geçmiş ve 13 Ekim 1919’da Edirne’de alınan kararla gönüllü milis kuvvetlerinin Batı Trakya’ya sevk edilmesine karar verilmiştir. Bu milis güçlerinin başına Ahırköylü Ahmet Bey, Fuat Bey (Balkan) ve Gümülcineli Ali Galip getirilmiştir. Ahırköylü Ahmet Bey’in komutasındaki gönüllü müfreze 114 kişiden oluşmakta olup, kendisi bu birliğin tüm iaşe ve diğer masraflarını da şahsen karşılamıştır. Bu milis güçleri, Trakya’nın işgali sürecinde Kırklareli demiryolu üzerindeki Katrancı Köprüsü’nü de imha etmiştir.

16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgal edilmesi üzerine, Trakya genelinden 67 delegenin katılımıyla 31 Mart 1920’de Lüleburgaz Kongresi toplanmıştır. Ahırköylü Ahmet Bey, burada oluşturulan 11 kişilik heyette yer almıştır. Ardından 9–14 Mayıs 1920 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve oldukça tartışmalı geçen Büyük Edirne Kongresi’nde de Edirne merkezi adına seçilen üç kişilik heyetin içinde bulunmuştur.

Ahırköylü Ahmet Bey, Talat Paşa’yı vefatından önce gören son kişilerden biridir. Atatürk’ün görüşlerini, yakın arkadaşı Talat Paşa’ya iletmek üzere gerektiğinde Berlin’e gönderilmiştir. Cemiyet üyelerinden Şakir Bey ile birlikte Talat Paşa ile görüşmek için yine Berlin’e gitmiş ve görüşme sırasında Talat Paşa onları Hardenbergstrasse’deki evinde öğle yemeğine davet etmiştir. Ancak 16 Mart 1921 günü, öğle saatlerinde Talat Paşa sokakta bir Ermeni tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.

Edirne’nin işgal edilmesiyle Bulgaristan’a dönen Ahmet Muhtar Bey, Trakya’nın ve yurdun düşman işgalinden kurtuluşunun ardından İstanbul’a dönmüştür. 1932 yılında Gayrimübadiller Takdir-i Kıymet Komisyonu’na seçilmiştir.

2 Temmuz 1934 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanıp 2 Ocak 1935 günü yürürlüğe giren Soyadı Kanunu’ndan sonra ailenin Ahmet Muhtar Bey dışındaki üyeleri “Subaşı” soyadını alırken, o “Merter” soyadını almıştır. Bu soyadının bizzat Atatürk tarafından verildiği, aile içinde nesilden nesile aktarılan sözlü bir bilgi olarak yer almaktadır.

1930’lu yıllarda Balıkçılar Cemiyeti Başkanlığı görevini de yürüten Merter, orduya hediye edilen dokuz uçaktan birinin İstanbul balıkçıları tarafından bağışlanmasını sağlamış ve törende kurdeleyi kendisi kesmiştir.

Ahmet Merter, 18 Ocak 1948 tarihinde yapılan Demokrat Parti İl Kongresi’nde idare heyetine seçilmiştir. Parti Genel Başkanı Celal Bayar’ın Edirne gezilerinde de yanında bulunmuştur.

Ahmet Merter’in Türklerin ata sporu olan yağlı güreş ile ilgisi de oldukça güçlüdür. Bu ilgisi sayesinde 1956 ve 1959 yıllarında Kırkpınar Yağlı Güreşleri ağası olmuştur. 1956 yılı ağalığı için ortaya konan koça 750 TL, 1959 yılı için ise 2.500 TL ödemiştir.

“Türk gibi güçlü” deyiminin yerleşmesinde etkili olan Adalı Halil ve öğrencisi Kara Emin’in, Edirne Kasım Paşa Camii avlusunda bulunan kabirlerinin Edirne Güreşçiler Tekkesi’ndeki pehlivanlar mezarlığına taşınmasını sağlamış, ayrıca mezarların yapım masraflarını da karşılamıştır.

1959 yılı ağalığı için kendisine yöresel ağa kıyafeti diktirmiştir. Bu kıyafetin kumaşını İtalya’dan, kaytanını Bulgaristan’dan, ipeğini ise Bursa’dan getirtmiş; toplamda 3.500 TL harcayarak Kırkpınar’ın önemini ve ihtişamını görsel olarak da yansıtmıştır. Edirne Eski Cami Hafızı, aynı zamanda kentin kültür ve sanat elçisi olan Hafız Rakım Ertür ile dostlukları da en üst düzeydedir. Kırkpınar Yağlı Güreş ağalığı döneminde de her zaman yanında olmuştur. (Üst soldaki fotoğrafta Ağa Ahmet Merter'in sağ fotoğrafında oturan fötr şapkalı Hafız Rakım Ertür, sağ alttaki fotoğrafta da Hafız Rakım Ertür ile birlikte görülmektedir.)

Ahmet Muhtar Merter, İstanbul’da Haznedar Çiftliği’nin sahibi olup Güngören ve Bahçelievler’de bulunan Merter semtinin kurucusudur.

Merter'in kardeşi (ikizi) Hacı Hüseyin Hüsnü Subaşı ve amcaları Hacı Mustafa Nesip Bey ve Hacı Ali beyler Mim Mim Beykoz, Kavaklar ve Üsküdar şubelerini kurdular. Bütün ticari işletmelerini çiftliklerini (Edirne, Haznedar ve Kirazlı (Beykoz) Mim Mim Grubu (Müsellah Müdafaa-i Milliye)  faaliyetlerinin hizmetine verdiler. 

Kurtuluş savaşı döneminde aile her zaman Atatürk ve arkadaşlarının yanında olmuştur. Kardeşi Naile Vesile Sağlam ve kocası General Ordinaryüs Prof. Dr. Tevfik Sağlam Paşa’da Ankara’ya Atatürk’e desteğe gitmiştir.

Doğu Cephesi ve Filistin Cephesi süvari subayı olan kayınbiraderi Lütfi Bükülmez de onun yanında Trakya Paşaeli Cemiyetine katılmıştır. Bir dönem de Edirne Türk Ocağı Başkanlığı görevini yürütmüştür. 

İkinci eşi Mihrinüssa hanımın kız kardeşi de Edirneli Müftüzadelerin gelinidir. Mihrinüssa hanımın kardeşinin eşi de Şerif Bilgen'dir.

Ahmet Muhtar Merter, 2 Kasım 1959 tarihinde Haznedar Çiftliği’nde öldürülmüştür. Cinayet, sahte bir ihbar mektubuyla büyük oğlu Hasan Tahsin Bey’in üzerine yıkılmak istenmiş; uzun süren yargılamalar, kamuoyundaki olumsuz tutum ve uzun tutukluluk sürecinin ardından suçsuzluğu 1968 yılında anlaşılmış ve tahliye edilmiştir.

Ailenin yakın dostu Raif Eker, Ahmet Merter hakkında şu ifadeleri kullanmaktadır: “Kabına sığmayan, millî ve manevî değerlere bağlı, yüreği ülke sevgisiyle dolu, şahsiyet sahibi bir yiğit olarak tarih sahnesinde yerini alan Ahmet Merter; Trakya’yı işgal eden Yunanlılara karşı önemli başarılar kazanmış, ünü Mustafa Kemal Paşa’ya kadar ulaşmış bir vatanseverdir.”

Düzenleyen : Ender Bilar

Subaşızadeler Ailesi ile ilgili belgesel video izlemek için tıklayınız

Kaynak: Yıldıztaş, Mümin; Merter, M. Berke (2024) Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Devlet ve Toplum Hizmetinde Bir Aile "Subaşızâdeler".-İstanbul: Yeditepe Yayınları, ss.;51-70 


Not:  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bu sitede yer alan içeriklerin tümü veya bir bölümü, eser sahibinin yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve başka mecralarda kullanılamaz. İçeriklerden ancak ilgili mevzuata uygun şekilde, kaynak gösterilerek ve sınırlı ölçüde alıntı yapılabilir.