EDİRNE SARAYI VE CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAPILAN KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI
Saray-ı
Cedid-i Amire (Edirne Yeni Sarayı), Sultan II. Murat tarafından Tunca Nehri
kenarında 1450 yılında inşasına başlanılmış, Fatih Sultan Mehmet döneminde de
tamamlanmıştır. Saray, Kanuni Sultan Süleyman, Sultan II. Selim, Sultan I.
Ahmet, Sultan, II. Ahmet, özellikle Sultan IV. Mehmet, Sultan Mustafa ve III.
Süleyman dönemlerinde yeni yapılar eklenerek büyümüştür.
Osmanlı
Devleti'nin gelişme projelerinin üretildiği Saray-ı Cedid-i Amire, 1870’li
yıllarda cephane deposu olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1876 Osmanlı-Rus
savaşında, Edirne Valisi Cemil Paşa ve kumandan Müşir Ahmet Eyüp Paşa’nın
müşterek emirleri üzerine Rusların eline geçmemesi için cephanelik ateşe
verilmiş ve saray havaya uçurulmuştur. İşte bu olaydan sonra Saray kalıntıları
talan edilmiş ve uzun yıllar bakımsız bir şekilde terkedilmiştir.[1]
Edirne Yeni
Sarayı’nda ilk kazı çalışmaları Tahsin Öz başkanlığında Yüksek Mimar Fikret
Yücel ve Arkeolog Adnan Pekman ile birlikte 18 Ağustos 1956-15 Eylül 1956
yıllarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmalara Cihannüma Kasrı’nın ön cephesinde
başlanmış olup var olan molozlar kaldırılarak 1873 yılına tarihlenen
merdivenler ve bu merdivenlerde bulunan molozların kaldırılmasıyla köşkün
bodrum katına ait kapı bulunmuştur. Çalışmalar sırasında 17. yüzyıla ait yanık
çini parçaları ele geçirilmiştir.[2]
Sarayın
ikinci kazı dönemi ise 1973 yılında Prof. Dr. Doğan Kuban başkanlığında devam
etmiştir. Harem kısmında yapılan kazı çalışmaları sırasında su kanalları ve
künklere, hamam kısmında ise duvar kalıntısına rastlanmış, Matbah-ı Amire’nin
sırasında yapılan sondaj sonrasında küçük bir hamam kalıntısı bulunmuştur. [3]
1973
yılından sonra Edirne Sarayı ile ilgili çalışmalar Dr.Rifat Osman’ın çizdiği
Edirne Sarayı planını Dr. Ratip Kazancıgil’in Ekim 1994 tarihinde “Edirne
Sarayı ve Yerleşim Planı” adıyla Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi
Yayınları altında yayımlanmasına kadar durmuştu. 25 Kasım 1994 tarihinde
kentimizin kurtuluş kutlamalarında bulunmak üzere Edirne’ye gelen 9.
Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’e Valilik Makamında kitap Dr. Ratip
Kazancıgil tarafından takdim edildiğinde bu eserin Sarayın ortaya
çıkartılmasında önemli bir kaynak teşkil edeceği vurgulanarak çalışmaların
hızla başlatılması talimatı verilmişti.
Bu
görüşmeden sonra Edirne Valisi Sayın Koru Engin, Rektör Sayın Prof. Dr. Poyraz
Ülger ve Dr. Ratip Kazancıgil’den oluşan bir heyet Cumhurbaşkanını makamında
ziyaret ederek düzenlenmesi düşünülen “I. Edirne Sarayı Sempozyumu”nun
himayelerinde gerçekleştirilmesi teklif edilmiştir. Bu teklifi kabul eden
Cumhurbaşkanı heyete, “öncelikli olarak Edirne Sarayı ile ilgili bir vakıf
kurulması yönünde talimat vermiştir.”
Cumhurbaşkanının
da talimatları ile Edirne Valiliği’nin öncülüğünde “Edirne Sarayları İhya ve
İnşa Vakfı” 26 Nisan 1995 tarihinde kurulmuştur. “I. Edirne Sarayı Sempozyumu”
da Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in himayelerinde 25-27 Kasım 1995
tarihleri arasında düzenlenmiştir. Sempozyumda sunulan bildiriler Ender Bilar
tarafından yayına hazırlanarak Trakya Üniversitesinin yayınları arasında
yayımlanmıştır. Yapılan tüm bu çalışmalar neticesinde Türkiye Büyük Millet
Meclisi Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı kayıtlarında “Ören Yeri” olarak
gözüken Edirne Sarayı, T.B.M.M. Milli Saraylar kayıtlarında yerini almıştır.[4]
Edirne
Valiliği ve Trakya Üniversitesi’nin işbirliği ile yürütülen bu çalışmalar
neticesinde, Edirne Yeni Sarayı’nın röleve, kazı ve restorasyon çalışmalarına
hız verilmiştir. 1999-2003 yılları arasında Prof. Dr. Gönül Cantay
başkanlığında Edirne Yeni Saray kazılarına yeniden başlanılmıştır.
Bu
çalışmaların ardından Edirne Sarayının bulunduğu alan T.B.M.M. Milli Saraylar
Daire Başkanlığından tekrar T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığına geçmiştir.
Yapılan ihale ile 180 dönümlük alanın etrafı çevrilmiş olup Edirne Sarayı
kalıntılarının ayağa kaldırılarak müze olarak kentin kültür yaşamına
kazandırılması için çalışmalar başlatılmıştır.[5]
2004-2005 ve
2006 yılında kazı çalışmaları Edirne Müze Müdürlüğü tarafından
gerçekleştirilmiştir. 2004 yılında Matbah-ı Amire de devam edilmiş olup 2005
yılı çalışmalarında; Cihannüma Kasrı’nın kuzeydoğu ve güneybatısından
birbirlerinden dehliz ile ayrılan mekânlar ve bu mekânların güneydoğu cephesine
bakan alan önünde birer mekân daha ortaya çıkarılmıştır. 2006 yılındaki kazı çalışmaları
Cihannüma Kasrı ve Arz Odası’nda gerçekleştirilmiştir. Kasrın ön cephesinde,
1868 yılındaki onarım sırasında yapılan Saltanat Merdiveni’nin temel
kalıntıları tamamen ortaya çıkarılmıştır.[6] Arz Odası’nın nüvesi olan padişah
tahtının bulunduğu odanın temel kalıntılarına ulaşılmış ve koruma altına
alınmıştır.[7]
2009-2016
yılları arasında Kazı Başkanlığını Prof. Dr. Mustafa Özer’in yaptığı
Edirne Yeni Saray Kazıları, Bahçeşehir Üniversitesi tarafından sekiz (8)
yıl arkeolojik kazı, araştırma, restorasyon çalışmaları kesintisiz
devam etmiştir. Bu kapsamda; Saray’ın halihazır (vaziyet) planı, mevcut
yapıların rölöveleri, sit paftaları hazırlanmıştır. Ören yeri statüsünü
kazandırmak için Bakanlık nezdinde girişimde bulunulmuş olup Ören yeri projesi
hazırlatılıp onaylatılmıştır.[8]. 2012 yılında
kazı çalışmaları Matbah-ı Amire’nin güneyinde gerçekleşmiş ve burada önceki
yıllarda kazısına başlanan yaklaşık 600 m² alanın da kazı çalışmaları yürütülmüştür.[9] Bu dönemde
yapılan çalışmalar ile Saray Mutfağı (Matbah-ı Amire), Kum Kasrı Hamamı,
Adalet Kasrı’nın ve ilgili köprülerin restorasyonları tamamlanmıştır.
Edirne Yeni
Saray alanının bir ören yeri haline getirilmesi çalışmaları 2015 yılında Kültür
ve Turizm Bakanlığınca başlatılmış, ören yeri sınırları belirlenmiş, Koruma
Bölge Kurulu kararı ile alan ören yeri ilan edilerek projeleri onaylanmıştır.
Projelerin uygulanmasına yönelik olarak temin edilen bir kısım ödenek de İl
Özel İdaresi hesaplarına aktarılmıştır.[10] Bu dönem içinde yapılan kazı
çalışmalarında Osmanlı dönemi kanalizasyon sistemi, saray mutfağına ait
araç-gereçlerin yanı sıra Hürrem Sultan'ın kullandığı parfüm şişeleri de
bulunmuştur.[11]
2018 yılında Edirne Müzesi ve Trakya Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu danışmanlığında yeniden başlayan kazı çalışmaları Prof. Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu’nun kazı başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Kararlı 12 aylık kazılar arasında devam etmiştir.
2019 sezonu kazı çalışmalarına Sur-i Sultani ve
Demir Kapı kısmında yapılan çalışmalarla devam edilmiştir. 2020 yılında yapılan
kazılarda ise form vermeyen ve süsleme alanı sınırlı küçük çini parçalarına
rastlanmıştır. 2021 yılında yapılan kazı çalışmaları ise Cihannüma ve
çevresinde gerçekleştirilmiş olup Enderun Camii kalıntılarına ve saray
yapılarına ait mimari yapı malzemeleriyle yapılmış Cumhuriyet Dönemi yapısı
olan jandarma binasının temel kalıntılarına ulaşılmıştır.[12] T.C. Sürdürülen bu kazı çalışmalarından
II. Murat dönemine ait, nadir örnekler arasında yer alan, kayı damgalı
Edirne'de basılmış mangır (1446-1451)" bulunmuştur.[13]
Trakya
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Gülay Apa Kurtişoğlu’nun başkanlığında yaklaşık üç yıldır sürdürülen başarılı
kazı çalışmalarına dair görsellerden oluşan bir sergi Edirne
Araştırmaları Sempozyumu kapsamında 12.05.2022 tarihinde Trakya Üniversitesi
Balkan Kongre Merkezi fuaye alanında açılmıştır.[14]
Yapılan çalışmalar sonucunda "kararlı kazılar" arasına alınarak 12 ay sürmesinin önünün açıldığı Edirne Sarayı, 18 Ekim 2022 tarihinde Milli Saraylar Başkanlığı’na devredilmiştir.
Bu olumlu gelişmeler ışığında Edirne Belediye Başkanlığı da Edirne Sarayı alanı içinde yer alan ve belediyenin mülkiyetinde olan 6 parsel taşınmazı 7 Aralık 2022 tarihinde gerçekleştirilen Belediye Meclis toplantısında alınan karar gereği Edirne Sarayı ve Müştemilatı olarak kullanılmak amacıyla Maliye Hazinesi'ne bedelsiz devretmiştir.
Yapılan çalışmalarla Edirne Sarayında tarihi yapıların ve kalıntılarının belgeleme çalışmaları tamamlanmıştır. Planlama kapsamında ilk olarak Cihannüma Kasrı’nın restorasyonuna başlanmış olup yapımı hızlı sürdürülmektedir. [15].
Enderun Avlusunda yürütülen kazı çalışmalarıyla avluyu çevreleyen yaklaşık 400 m. uzunluğu ve 7 m. yüksekliğindeki surun ortaya çıkarılması ve ihyası gerçekleştirilmiştir. [16]
Aslında daha önceki
yıllarda da Edirne Sarayı zaten Milli Saraylar Daire Başkanlığına bağlı
idi. Önemli olan yapılan çalışmalara maddi destek sağlanması ve sarayların
ayağa kaldırma kararlılığıdır.
Edirne Valiliği, Trakya Üniversitesi ve Edirne Belediyesi’nin işbirliği ve kararlığı ile yürütülen çalışmaların Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığının çatısı altında sürdürülerek Edirne Sarayı Ören Yerinin kentimizin kültür yaşamına kazandırılması kentin kültürel zenginliğine önemli katkı sağlayacaktır.
Cumhurbaşkanlığı onayıyla 18 Ekim 2022 tarihinde Milli Saraylar Başkanlığına devredilen Edirne Sarayı’nda ihya çalışmaları hız kesmeden devam etmektedir. Bu kapsamda 16 Ocak 2026 tarihinde 11 yapının restorasyonu sürerken, Su Maksemi ve Namazgâh’ın çalışmaları tamamlanmıştır. Yapıda yaklaşık 1500 metreküp yonu taşı duvar örülmüş, çelik gergiler ve beden duvarı güçlendirmeleriyle yapısal konsolidasyon sağlanmıştır. Mermer kapı ve pencere söveleri ile ahşap doğramalar tamamlanmış, zemin kattaki özgün taş döşemelerde ise sona yaklaşılmıştır. Altı katlı yapının kule bölümünde Cihannüma Odası teşkil edilmiş olup, kule külah çatısının tamamlanmasıyla kasır 46 metre yüksekliğiyle yeniden şehir siluetindeki yerini alacaktır. [17]
Edirne Sarayı alanı içinde yer alan ve restorasyonu tamamlanan binaların da dönemlerini bugünlere taşıyan birer “Yaşayan Müze”ye dönüştürülmesi, Edirne Sarayı’nın geçmişini geleceğe kazandırma da önemli katkı sağlayacaktır.
Bu bağlamda Edirne Sarayı ihya çalışmaları ne kadar önemliyse 664 yıldır süregelen Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali'nin kurtuluş savaşı sonrası 1924 yılından itibaren Sarayın Has Bahçesinde süregelmesi de kentin tarihi açısından bir o kadar da değerlidir.
1361 yılında kenti fetheden I. Murat tarafından, Kırkpınar Efsanesi’ne konu olan kırk yiğidin anısına başlatılan ve bir asrı aşkın süredir aynı mekânda sürdürülen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin bu mekândan koparılması, UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali’nin mekânsal hafızasını zedeleyecektir.
Mekânsal hafıza, kültür mirasının yaşayan, anlamlı ve toplumsal olarak sürdürülebilir olmasını sağlar. Bu bağlamda mekânlar, kültürel kimlik ve aidiyet duygusunun oluşumunda belirleyici olup kolektif hafızanın temel taşıyıcılarıdır. Söz konusu mekânın başka bir alana taşınması, yalnızca fiziksel bir kayba değil; kültürel süreklilik ve toplumsal belleğin zedelenmesine yol açarak, geleneğin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nden çıkarılma riskini de gündeme getirmektedir.
Fatoğraf: Anadolu Ajansı
Ender Bilar- www.enderbilar.com
Kapak Fotoğrafı: 1870'li yıllarda çekilmiş Ermakov’a ait bir fotoğrafta Edirne Sarayı’nın giriş kapısı
iç fotoğraflar: Anadolu Ajansı
KAYNAKLAR
