Hüseyin Alkaya

Hüseyin Alkaya

 Bulgaristan’ın Kırcaali Kasabası’nda 1908 yılında dünyaya gelen Tekirdağlı Hüseyin Alkaya, gençliğinde ormanda odun keserken baltayı yanlışlıkla sol dizine vurunca diz kapağı çatlamış ve sakat kalmıştı. Buna rağmen azmederek, yılmadan çalışarak Sarayiçinde tam 8 kez başpehlivan oldu. Onun en önemli söylemlerinden biri, “Şunu bunu anlamam arkadaş! Yenilen bir şişe gazoz içer.’’ demek olmuştur. Kimi pehlivanların “Ödül senin, başpehlivanlık benim olsun.’’ teklifinin son derece yersiz olduğunu bu sözleriyle vurgulamıştır.

Tekirdağlının baba adı Ali Osman’dı. Üç kardeştiler. Ağabeyi Ali 30, diğeri tam 20 yaş Hüseyin’den büyüktüler. Tekirdağlı,   1.78 m boyunda, 95-100 kilo sıkletindeydi. 1928-1944 yılları arasında güreşti.

Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan’ın güreşlerini izleyen şair Nihat Atsız, kendisi ile ilgili şöyle bir dörtlük kaleme almıştır;

İnsanoğlu ümitlerle dolup taşmalı,
Aryalarla Turanlılar karşılamalı.
Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır;
Hız verecek biricik şey ona savaştır!
Keskin olur Likörlerden ayranla kımız,
Karnera’yı yere serer Tekirdağlımız.


Tekirdağ’ın Kayı Köyü’ne göçen Hüseyin Pehlivan,1935 yılında güreşte isim yapmaya başladı. O yıllarda Serbest Güreş Milli Takımımızın hocası olan Raul Peter, onu Berlin Olimpiyatları’na götürmedi.

 1933 ve 1935-1942 yılları arasında dokuz defa Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde Başpehlivanlık unvanını kazanmıştır. 1934 yılında da Gostivarlı Mülayim Pehlivan ile finalde berabere kalmıştır. 

Tekirdağlı Hüseyin Alkaya, Kırkpınar Yağlı Güreşleri tarihinde Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünce yaptırılan ilk kemerin de (Kurtdereli Mehmet Pehlivan Kemeri) Başpehlivan olarak ebedi sahibi olarak tarihe geçmiştir.

Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan, Edirne Müzesi’ne armağan ettiği ve fotoğrafının arkasında şu bilgileri yazmıştır;
“1929 senesinde Kırcaali’den anavatana geldim. 1929 yılında Edirne güreşlerinde Büyük Orta’ya güreştim. 1977 senesine kadar hiç ara vermedim. Her sene Kırkpınar’a geldim. Bir defa Başaltı Boyunda Kambur Ahmet’e, bir defa da Himmet Pehlivan’a yenildim. 1932 senesinden 1943 senesine kadar hiç yenilmedim. 25 sene Kırkpınar’a katıldım. Hiçbir arkadaşım yoktu. Bir kuruş dahi hiç kimseye haraç vermedim. Ancak Allah’ıma güvenir, Er Meydanı’na çıkardım. Kırkpınar Çayırı’nda, mertçe güreştiğime yemin ederim. Edirne Pehlivan Müzesi’ne hediyemdir."

Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan” Yıllarca Sirkeci’de minik bir otel işleterek geçimini sağlayan bu büyük pehlivan, 10 Şubat 1982 günü karlı bir kış günü kalp yetmezliğinden hayata gözlerini yummuştur. Mezarı Tekirdağ Şehir Mezarlığı’ndadır. Hüseyin Pehlivan adına Tekirdağ Süleymanpaşa Cumhuriyet Meydanında heykel yaptırılmış, bir ilkokula da ismi verilmiştir.

Bir asırdır Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin sürdürüldüğü Sarayiçi alanında bir heykelinin olmaması büyük bir vefasızlıktır. Projesini gerçekleştirdiğim Edirne Kent Müzesi'nin kurulması sırasında tanıştığım torunu Sinan Alkaya'nın izinleriyle proje kapsamında Kırkpınar Yağlı Güreş tarihinde uygulamaya konulan ve Hüseyin Alkaya tarafından ebebi sahibi olunan kemerin bir örneği yaptırılarak Edirne Kent Müzesi'nin Kırkpınar Yağlı Güreş bölümüne konulmuştur. 

Rahmet ve minnetle anıyorum.

Ender Bilar - www.enderbilar.com

Kaynakçalar:
Bilar, Ender (2024) İnsanlığın somut olmayan kültürel mirası: Kırkpınar - Cumhuriyet Dönemi İlkleri, Başpehlivanları- İstanbul:Hiperyayın No; 1093, ss.;124-125.
Türkiye Güreş Federasyonu (2010) Kırkpınar’dan Kırkpınar’a .- Kırkpınar Güreşleri özel eki, Haziran 2010, s.16