Ağa

Ağa

Kırkpınar sadece bir güreş müsabakası değildir. Yüzyıllar boyunca şekillenen bir kültürel mirasın, geleneksel ritüellerin ve toplumsal temsilin sahnesidir. 

Bu büyük sahnede yalnızca pehlivanlar değil, onları destekleyen ve geleneğin yaşamasına katkı sunan diğer kimlikler de yer alır. İşte bu kimliklerin başında da “Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali Ağası” gelir.

Kırkpınar Ağalığı, sıradan bir sponsorluk makamı değildir. Bu makam, geleneğin yükünü omuzlayan, güreşlerin toplumsal bellekteki derinliğini temsil eden sembolik bir roldür. Nitekim “Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreş Talimatı”nın 11. maddesindeki (b) bendinde açıkça belirtilir: “Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası geleneklere uygun kıyafet giyer.”

Bu kıyafet sadece bir giysi değil, geçmişle kurulan bir bağ, gelenekle sürdürülen bir temsildir. Aynı maddenin (c) bendinde, ağanın bu kıyafeti yıl boyunca çeşitli alanlarda temsil amacıyla giyebileceği de belirtilmiştir. Yani bu sadece bir tören kostümü değil; geleneği yıl boyunca taşımayı ve yaşatmayı simgeleyen bir sorumluluktur.

Oysa son yıllarda bu geleneksel temsilin, kimi zaman ağalık makamını üstlenen kişilerce yeterince dikkate alınmadığına tanıklık ediyoruz. Ağalık görevini icra eden bazı isimler, geleneksel kıyafet yerine kendi tasarladıkları modern giysilerle kamuoyunun karşısına çıkmakta, ancak bu durum kamuoyunda yeterince tartışılmamakta; ilgili kurumlarca ise sessizlikle karşılanmaktadır.

Bu sessizlik düşündürücüdür.

Çünkü ağalık yalnızca maddi destek sunmakla sınırlı bir rol değildir. O, aynı zamanda geçmişi bugüne taşıyan, kültürel sürekliliği koruyan, genç kuşaklara bu mirası aktaran bir temsil makamıdır. Geleneksel kıyafet bu temsilin görünen yüzüdür. Onun terk edilmesi yalnızca bir görsel değişiklik değil, aynı zamanda geleneğin sembolik bütünlüğünde bir zayıflama anlamına gelir.

Oysa eski Kırkpınar geleneklerinde ağa, yöre kıyafetini giyer, çadırında misafirlerini ağırlar, hediye olarak getirilen hayvanları boylarına göre pehlivanlara takdim ederdi. 

Canlı hayvan getiremeyen davetliler ise ağanın oturduğu kuzu postunun altına para, altın, gümüş vb. değerli eşyalar hediye ederlerdi.  

Bugün ise ağa için özel bir protokol tribünü ayrılmış durumda ve ağa misafirlerini burada ağırlamaktadır.

Üç yıl üst üste ağalık görevini üstlenenlere altın kemer verilmesi ve heykellerinin Sarayiçi’ne dikilmesi gibi uygulamalar önemli; ancak bu unvanın içeriğinin, kültürel anlamının korunması daha da önemlidir. Unvan, sadece bir ödül değil, bir görevdir.

Sonuç olarak; Kırkpınar Yağlı Güreş Ağası, güreşlerin sponsoru değil, taşıyıcısıdır. Maddi güç kadar manevi sorumluluk da taşır. Bu nedenle, geleneksel kıyafetin terk edilmesi gibi meseleler yalnızca “görünüş” düzeyinde ele alınmamalı, kültürel miras perspektifiyle değerlendirilmeli; ilgili kurumlar, kültürel sürekliliği koruma sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Ender Bilar- www.enderbilar.com


Kaynak
1- Bilar, Ender (2017) Kırkpınar Yağlı Güreşleri Festivali Almanağı cilt:1-3 (1361-2016).-İstanbul: Edirne Belediye Başkanlığı Yayınları No:28, s.;1130.