Ordulu Mustafa Bük

Ordulu Mustafa Bük

1936 yılında Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Göllem Köyü’nde dünyaya gelen Mustafa Bük, Mehmet ve Adile çiftinin sekiz çocuğunun en büyüğüydü. Fiziksel gücü ve azmiyle genç yaşta dikkat çeken Bük, yaklaşık 1.90 m boyunda ve 110 kilo ağırlığındaydı. Minder güreşiyle başladığı güreş yolculuğu, onu kısa sürede yağlı güreşin efsaneleri arasına taşıyacaktı.

Mustafa Bük’ün yağlı güreşteki ilk hocası Düzceli Rahmi Pehlivan, ardından da Akyazılı Zülküf Karabulut oldu. Ancak büyük başarılarına rağmen yaşamı boyunca maddi sıkıntılarla mücadele etti. Kırkpınar’a katılmak için Edirne’ye geldiğinde, konaklama masraflarını karşılamakta dahi zorlandığı günler olmuştu.

Özel yaşamı da oldukça çalkantılıydı. Genç yaşta evlenip sekiz çocuk sahibi oldu. Oğullarından biri olan Mustafa, bir süre Almanya’da işçi olarak çalıştıktan sonra babasının izinden giderek güreşe başladı. Ancak babasının istediği gibi bir pehlivanlık kariyeri sürdüremedi.

Güreş tarihinde üç kuşak üst üste başpehlivanlık başarısına ulaşan çok az isim vardır. Bandırmalı Kara Ali, oğlu Hasan Acar ve torunu Sabri Acar, bu anlamda istisnai bir örnektir. Mustafa Bük ise ailesinde bu geleneği sürdüremese de, bireysel başarısıyla adını efsaneler arasına yazdırmıştır.

1958 yılında Kırkpınar’da başaltı ikincisi olduktan sonra başpehlivan boyunda güreşmeye başlayan Bük,

·       1960’ta altıncı,

·       1962’de beşinci,

·       1964’te üçüncü,

·       1965’te ise ikincilik kürsüsüne çıkmıştır.

Ve nihayet…
1966, 1967 ve 1968 yıllarında üst üste üç kez başpehlivan unvanını kazanarak Türk güreş tarihinde silinmez bir iz bırakmıştır. Bu başarısıyla Türkiye’nin Başpehlivanı unvanını kazanmış; ayrıca Edirne Belediyesi tarafından yaptırılan 1 kilo 450 gramlık (14 ayar) altın kemerin ilk sahibi olarak tarihe geçmiştir.

1969 yılında da Nazmi Uzun ile final güreşerek ikincilik kürsüsüne çıkmayı başaran Bük’ün er meydanındaki bu ihtişamlı başarıları, özel hayatına aynı şekilde yansımamıştır. 

Düzensiz ve zorluklarla dolu yaşamı, onun genç yaşta aramızdan ayrılmasına neden olmuştur. Geçirdiği rahatsızlığa yenik düşen Mustafa Bük, 1982 yılında vefat etmiştir.

Mustafa Bük, altın kemeri üç yıl üst üste kazanarak ebedî sahibi olan ilk başpehlivan olmasına rağmen, 5774 sayılı kanunla verilen “Devlet Sporcusu” unvanından yararlanamamıştır. 

Çünkü söz konusu kanun, 2008 yılında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve yalnızca hayatta olan başpehlivanlara uygulanabilmiştir. Böylece aynı unvan Ahmet Taşçı, Aydın Demir ve Hüseyin Çokal gibi diğer başpehlivanlara verilmiş; ancak Mustafa Bük, hayatta olmaması nedeniyle bu onurdan mahrum kalmıştır.

Aynı şekilde, Edirne Belediyesi de Kırkpınar tarihinde çok özel bir yere sahip olan Mustafa Bük’ün heykelini yaptırmamıştır. Oysa daha önce heykeli dikilen Ahmet Taşçı’nın yanına, 2021 yılında düzenlenen törenle Aydın Demir ve Hüseyin Çokal’ın heykelleri yerleştirilmiştir. Ne var ki, altın kemerin ilk ebedi sahibi olan Mustafa Bük’ün heykeli hâlen yapılmamış, er meydanındaki yerine kavuşamamıştır.

Yağlı güreş tarihine damga vuran, ilk altın kemer sahibi ve üç yıl üst üste başpehlivan olan Mustafa Bük’ün hatırası, yalnızca başarılarıyla değil; yok sayılan anısıyla da vicdanlarda yaşamaktadır.

Ordu Aybastı Belediyesi’nin ev sahipliğinde Perşembe Yaylasında düzenlenen geleneksel yağlı güreşler Ordulu Mustafa Yağlı Güreşleri adıyla yapılmaktadır. Güreşler CW Enerji Türkiye Yağlı Güreş Liginde yer almaktadır.


Derleyen; Ender Bilar - www.enderbilar.com


Kaynakça:

Bilar, Ender (2024) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası: Kırkpınar.- İstanbul: Hiperyayın No:1093, s.355

Kırkpınardan Kırkpınara (2010).-Türkiye Güreş Federasyonu Kırkpınar Güreşleri özel eki, Haziran 2010, s.17


Not:  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bu sitede yer alan içeriklerin tümü veya bir bölümü, eser sahibinin yazılı izni olmaksızın kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve başka mecralarda kullanılamaz. İçeriklerden ancak ilgili mevzuata uygun şekilde, kaynak gösterilerek ve sınırlı ölçüde alıntı yapılabilir.