Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı

Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı

Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı, “Bulut” anlamına gelen “ebr” dan türemiştir. Ebru sanatını, önceleri el yazması kitaplarda yan kağıdı olarak, yani cilt kapağı ile kitabı birbirine bağlayan kağıtlarda yer aldığı yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur. Üzerinde tarih taşıyan en eski ebrulu kağıdın ise 1554 yılına ait bir Malik-i Deylemi yazısıdır.

Türklerin İslamiyet sonrası sanatlarından birisi olan Ebru sanatı’nın XV. yüzyılda Türkistan’da yapıldığı kuvvetle muhtemeldir. Ebru sanatı İpek yoluyla Orta Asya’dan Anadolu’ya gelmiştir. İlk dönemlerde cilt ve hat sanatlarına yardımcı bir sanat dalı olarak işlev görmüştür. Bu nedenle üzerlerinde yapan ustaların isim ve yapıldığı tarihleri bulunmamaktadır. Anadolu’da bu sanatı ilk yapanlardan Şeyh Sadık Efendi Ebru sanatını Buhara’da öğrenmiştir. “Şahsen görebildiklerimiz içinde tarihi en eski olan ebrû kâğıdı 962 H. (1554) yılına ait bir Mâlik-i Deylemi yazısıdır. (Begiç, 2015; s.;591

Günümüze gelirken, Necmeddin Bey gibi tanınmış ebrucular karşımıza çıkar. Sultantepe’deki Özbekler Tekkesi bir merkez olarak çalışmıştır, Şeyh Sadık Efendi oğulları İbrahim Ethem ve Mehmet Salih Efendiler önemli ebruculardır. Günümüzde de daha modern bir sanat anlayışıyla çalışan Niyazi Sayın’da önemli bir ebrucudur. (Belge, M.;2008)

Ebru kısa anlatımıyla, bir tekne içine konan su yüzeyine serpilen boya üzerine yaptırılan kâğıdın o boyayı almasıyla yapılır. Ama  bu kısa açıklamanın ardında son derece ayrıntılı bir meşakkatli süreçler vardır. Boya su üstünde dağılmadan, çok hızlı çalışmayı gerektirir. Bütün el sanatlarında olduğu gibi kullanılan malzeme, boya vb. köken ve kaynakları bakımından şaşırtıcı bir çeşitlilik arz eder ve her birinin istenilen kıvama getirilmesi özel ustalık gerektirir. Su “kitre” denilen zamkla karıştırılarak bir kıvama getirilir. İçine ayrıca deniz kadıfı, ayva çekirdeği, ve sığır ödü gibi nesneler katılır. Erimeyen toprak boyalar, ayrıca, kalkan balığın da ödü kullanılır. Boyalar atkuyruğundan bir fırçayla suya serpilir; çeşitli farklı teknikler uygulanarak bunlara desen ve biçim verilir. En eski tarzda olduğu gibi, boyaların kendiliğinden biçimler aldığı tarza battal ebru denir; bir iğne veya tek bir at kılıfıyla ve sert darbelerle boya sağa sola yürütülmüşse buna tarama/gelgit ebrusu adı verilir; bunlar görece rastgele hareketlerse şal ebrusu, kenardan ortaya doğru çizilmişse dairelerse bülbülyuvası adıyla anılır. Bir çubuğa saplı iğneler su yüzeyinde gezdirilerek bundan değişik tarzda desenler çıkarılmışsa buna da taraklı ebru denir. Somaki ebrusu, kumlu ebru, çifte aharlı ebru, çeşitleri de vardır. 

Küreselleşmenin getirdiği değişim rüzgârları, her alanda olduğu gibi uluslararası alanda yürütülen siyasi, kültürel, ekonomik vb. işbirliği çalışmalarının yürütülmesinde de değişimlerin yaşanmasına vesile olmuştur. Günümüz toplumları gelişen bilgi teknolojileri aracılığıyla sınır tanımadan istedikleri bilgilere kolayca erişebilmekte, kültürel ve sosyal iletişimlerini yürütebilmektedir. Bu bağlamda; bireyler ve/veya uluslar, toplumsal kalkınmanın önemli bir faktörünün kültürel kalkınma olduğu gerçeğini fark etmişlerdir. Bu farkındalık, kültürler arası iletişim ve etkileşiminde, yoğun bir biçimde yaşanmasına imkân sağlamaktadır.

Yaşanılan tüm bu süreçler, ulusların kültürel kalkınmalarını gerçekleştirmek amacıyla, sahip oldukları, sanatsal, kültürel ve tarihi birikimlerini geçmişten günümüze taşıyıp, zenginleştirerek geleceğe aktarma ve tüm dünyaya tanıtma çalışmalarını üst düzeye taşımalarına neden olmuştur.

UNESCO Merkez binasının bulunduğu Paris’te, 190 ülkenin katılımıyla 24-29 Kasım 2014 tarihleri arasında Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler arası Komite toplantısı gerçekleştirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, “EBRU: TÜRK KAĞIT SÜSLEME SANATI”nın listeye alınması için, 2013 yılında UNESCO'ya ulusal dosyasını sunmuştu. 27 Kasım 2014 tarihinde gerçekleşen toplantıya Türkiye Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) nezdinde ki Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, ebru hocası Timuçin Tanarslan ve öğrencisi Ömer Sabuncu da hazır bulundu. Toplantıda yapılan değerlendirmeler neticesinde dosya başarılı bulunarak, “EBRU:TÜRK KAĞIT SÜSLEME SANATI” listeye dahil edilmiş oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce hazırlanan dosya’da Ebru Sanatının Coğrafi Konumu İstanbul ve Edirne olarak Envanter Fişinde belirtilmiştir. 

Böylelikle ülke olarak  “Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesi”ndeki eser sayımız 12 olurken kentimizin de listedeki eser sayısı da 3'e yükselmiştir. Edirne'nin UNESCO Kültür Mirası listesindeki toplam eser sayısı dört olmuştur. Aday listede bulunan iki eserimizin de listeye dahil edildiğin de bu sayı 6'ya yükselecektir.

Bu çalışmalar ülkemizin kültürel ve tarihi değerlerinin tüm dünya insanlığına tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması adına geleceğe iz bırakan önemli çalışmalar olarak tarihimizin sayfalarında yer alacaktır.


Kapak Foto: UNESCO Türkiye Millî Komisyonu

Ender Bilar- www.enderbilar.com


Kaynakçalar:
Begiç, H. N. (2016). UNESCO Dünya Kültürel Miras listesinde Yer Alan Geleneksel Türk Ebru Sanatı'nda Yeni Yorumlar.-Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi , (37) , 587-605
Belge Murat (2008) Osmanlı’da Kurumlar ve Kültür, İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, 2. Baskı, S.426.
http://www.ebrusitesi.com/ebrunun_tarihi.htm (Erişim Tarihi: 12.03.2014)