Adalet Kasrı
Adalet Kasrı, Edirne’nin Yeniimaret Mahallesi, Sarayiçi mevkinde bulunan yeni sarayın
hasbahçesi olarak bilinen alanda Fatih Köprüsü’nün güney girişinin hemen
yanındadır. 1561 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan’a
yaptırılmıştır.
Edirne’deki ilk saray Sultan I.
Murad zamanında yapılmıştı. Sarayiçi mevkiindekini ise II. Sultan Murad
başlatmış, oğlu Edirne’de doğan Fâtih Sultan Mehmed tamamlatmıştır. İşte
Saray-ı Cedîdi Âmire diye anılan bu saraya Kanunî Sultan Süleyman tarafından iki
kule yaptırılmıştır. 1655 tarihinde Avcı Sultan Mehmed’in emriyle Edirne Sarayı
hakkında bir risale kaleme alan Saray’ın Bostancı Başılarından Âşık Ali Ağa
buraya “Adalet Kasrı” diyor.[1]
Adalet
Kasrı, kare planlı ve üç katlı olarak inşa edilmiştir. Düzgün kesme taşlarla
inşa edilen kulenin üzeri, içten kubbe, dıştan ise piramidal bir külahla
örtülmüştür. Kuzey cephesi ortasındaki, sağır alınlıklı ve sivri kemerli bir
kapıyla girilen Adalet Kasrı’nın her katında bir mekan bulunmaktadır. İçeriden
merdivenlerle ulaşılan katlardan en üsttekinin ortasında, mermer bir selsebil
yer almaktadır. Kasrın üçüncü katı, atılan taş kirişlerle dört yönden dışarıya
taşırılarak mekan genişletilmeye çalışılmıştır.[2] Yapının
içi, duvar ve tavanı muhtemelen zengin bir şekilde bezenmiş olan kasrın üstünün
aslında piramit biçiminde kurşun kaplı ahşap bir külâh ile örtülmüş olduğu da
bilinmektedir.[3]
Adalet
Kasrı’nın dönemindeki işlevi ile ilgili şehir tarihçileri değişik bilgiler
vermektedir;
Evliya
Çelebi, günümüzde Sarayiçi olarak anılan saray bahçesini “Hünkâr Bahçesi”
anlatırken, buradaki Adalet kasrı hakkında da şu bilgiyi vermektedir.“ Bu
bağ’ın güneyi bir çimenlik büyük sahradır ki, Bâb-ı Humâyun’u o tarafa açıktır.
Onun yanındaki Adalet Köşkü’dür ki, ta ortasında göğe başkaldırmış, bir yüksek
sütunun tepesinde bir altıntop vardır. O topa, bütün okçular ve silahşör
pehlivanlar ok, tüfek atıp, padişah huzurunda ustalıklarını gösterirler ve
padişahtan bağışlar alırlar.[4]”
Tarihte,
Avcı Sultan Mehmet adıyla tanınan IV. Sultan Mehmet döneminde M: 1677 yılında
Edirne Bostancı Başısı[5] olan Aşık Ali Ağa’nın adı
geçen kasır (Köşk) hakkında verdiği
bilgi ise şöyledir[6]:
“Yüksek
ağaçların gölgelikleri altında gezinen, güzel kokulu çiçek tarları arasında
Terazi Kasrı’ndan Adalet Kasrı’na doğru uzanan yolun ve köşklerin gözcüsü,
bekçisi olan, yüksek, kırmızı serpuşlu, çifte yatağan bıçaklı ve koca bıyıklı
bostancılar, ziyaretçilere korku salarlar.
İş
sahipleri, Adalet kasrı temeli yakınında yolun iki tarafında dikili birbuçuk
zira yüksekliğinde (selam taşı) denilen mermer sütunlar hizasına geldikleri
zaman, dilekçelerini alarak, kasırda bekleyen özel görevlisine teslim ederler
idi.”
Yine, 19. yüzyıl başlarında
Edirne’ye gelen G. Eneholm’da Terazi Kasrı ile Adalet Kasrı’ndan su terazileri
olarak bahsetmektedir.[7]
Dr.Ratip
Kazancigil de, Dr.Rifat Osman, Ord.Prof.Dr.A.Süheyl Ünver ve Osman Nuri
Peremeci gibi şehir tarihçilerinin yapmış olduğu araştırmaları inceleyerek konu
ile ilgili şu yorumu yapmıştır;
Bazı
araştırmacılar bu yapıya, Osmanlı döneminin yüksek mahkemesini oturturken, bir
kısım yazarlar da, burası, saraya akarsu sağlayan su terazisi (Terazi Kasrı)
demektedirler. Fakat şahsen yaptığım araştırmada, her iki tarafın da,
iddialarını rivayetlere dayandırmakta ve kesin bir belge göstermemek de
olduklarını gördüm. Umuyoruz ki, araştırmacılarımız bir gün bu kulenin hakiki
görevini sözlü değil de, yazılı belgeleriyle ortaya çıkartır da, bu karışıklığı
çözerler.[8] demiştir.
Adalet
Kasrının müzeye dönüştürülmesine yönelik Edirne Barosu tarafından 2006 yılında
çalışmalar başlatılmış ancak başarılı olunamamıştı. Bu çalışmalar kapsamında kente
davet edilen Prof.Dr.İlber Ortaylı[9] ve Edirne yeni sarayının restorasyon ve kazı
çalışmalarının başkanlığı görevini yürüten Trakya Üniversitesi öğretim üyesi
Sayın Prof.Dr. Gülay Apa Kurtişoğlu Adalet Kasrının su terazisi görevini
yaptığını belirtmişlerdir.[10]
Adalet Kasrı, deprem ve yılların
verdiği bakımsızlıklar neticesinde değişik yıllarda restorasyonlardan geçmiş
ancak 2010 yılında rölövesi çıkartılmış ve 2012 yılında da restorasyonu
tamamlanmıştır.[11]
Dr.Rifat Osman’ın Edirne Sarayı adlı eserinde de anlattığına göre; 1877-1878’deki Rus Harbi sırasında cephanelik olarak kullanılan saray, cephanenin Rusların eline geçmemesi için patlatılmasıyla harap olmuş. Yaklaşık 100 civarında yapıdan oluşan saraydan, bugüne ulaşan Adalet Kasrı’nın da yıktırılması yoluna gidilmiş, fakat eski eser meraklılarından Rus Konsolosu Mösyö Lişin’in, yıktırılmaması hakkındaki ricası kabul edilmemiş olduğundan Mösyö Lişin, telgarafla Sultan Abdülhamit’e başvurmuş ve padişah iradesiyle[12] yıktırılmaktan vazgeçilerek bugünlere ulaşmıştır.
Restorasyonu yapılan saray binalarının ivedilikle müzeye dönüştürülerek kentin kültür yaşamına kazandırılması hem eserlerin yaşamasına ve korunmasına hem de kentin turizm değerinin yükselmesine katkı sağlayacaktır.
