Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı
Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı, Edirne'nin
Ayşekadın Semtinde, Eski İstanbul Caddesi üzerinde yer almaktadır.
Kervansaray,
Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından H:1018-M:1609 tarihinde yaptırılmış olup
Sultan Ahmed'e hediye edilmiştir.
Kervansaray, dört büyük ahır,ş odalar, iki şadırvan, cadde üzerinde taş yapı dükkanlardan oluşmaktadır. Han'ın iki ahır arasında büyük bir havuz ve üzerinde kusursuz bir kemeri vardır. Yapının bitişine dair bilgi Edirneli Mehmet Kisbi Çelebi tarafından yazılıp mermer levha ile kapısı üstüne konulmuş olup tarih yazısı bulunmaktadır.
Uzun süre
boş kalan bina bir dönem süvari kışlası olarak da kullanılmıştır. Ayşekadın
Camii karşısında olduğu için hak arasında “Ayşekadın Han” da anılmaktadır. (Badi,
2000, s.139)
Sultan I. Ahmet tarafından H.1017-M:1607 yılında,
kervansarayın yapılması hakkında Edirne ve civar illeri kadılarına ve Edirne
Bostancıbaşısı’na gönderilmiş bir ferman bulunmaktadır. Bu ferman,
H:1016-1017-1018/M:1607-1608-1609 tarihli Edirne şeri’yesi sicil defterlerinden
tarih meraklısı bir kişi tarafından kopya edilip, eski alfabemizle özel bir
deftere yazılmış olan Edirne’ye ait 35 ferman arasında yer almaktadır. (Bilar,
C:1, 2020, s.212)
Mimarının
Mimarbaşı Sedefkâr Mehmed Ağa olduğu, Edirneli mimar Hacı Şâban’ın da ona
yardım ettiği bilinmektedir. Kesme taş, tuğla ve ahşap malzeme ile inşa edilen
yapı iki ayrı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm, kuzeybatı-güneydoğu
istikametinde yerleştirilmiş ve üzerleri çift meyilli ahşap bir çatı ile
örtülmüş bulunan dikdörtgen planlı iki büyük mekândan, ikinci bölüm ise
bunların önünde yer alan büyükçe bir avlu ile onu dıştan çevreleyen dükkân
dizilerinden oluşur. (Çobanoğlu,
C:10, 1994, ss.;546-547)
Edirne’de H:1165-M:1751 yılında gerçekleşen büyük
deprem sonunda kervansaray büyük hasar görmüştür. Onarımı yapılamayan
Kervansaray daha sonra Edirne Vakıflar Müdürlüğü tarafından satışa çıkarılmış
ve Tanaz oğlu Ohanes tarafından satın alınmıştır. Ancak bu satış Vakıflar
Müdürlüğü tarafından uygun bulunmamıştır. Binanın ileride demiryolu istasyonu
veya askeri mühimmat deposu olarak kullanılabileceğini gözönünde tutup, hazine
tarafından satın alınıncaya kadar kiraya verilmesini, padişahın da oluru ile
uygun bulunmuştur.
KERVANSARAYIN
RESTORASYON SÜRECİ
Depremden sonra kervansaray uzun süre esaslı bir
onarım görmemiştir. Ancak, Balkan Savaşı sırasında bazı bölümleri süvari
birliklerinin hayvanları için tavla olarak kullanılmış, bir ara da P.T.T
teşkilatına depo olarak verilmiştir.
Vakıflar Bölge Müdürlüğünce 1977 yılında yapılan
restorasyon çalışmalarıyla yapı harap durumdan kurtarılmışsa da geçen süre
içinde tarihi mekan bakımsızlıktan yine kullanılamaz hale gelmiştir. Nihayet Edirne Valiliği tarafından
hazırlanan proje ile Türkiye ile Bulgaristan arasında 2002-2006 Sınır Ötesi
İşbirliği (SÖİ) Programı çerçevesinde, kongreler, seminerler, fuarlar ve diğer
ekonomik, sosyal, kültürel ikili ilişkiler için buluşma yeri sağlanması
amacıyla, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı’nın restorasyon çalışmaları
başlatılmıştır. Kervansarayın ihale dosyaları projesi 20 Haziran 2005 tarihinde
Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından onaylanarak Resmi Gazete de
yayınlanmıştır. Bu tarihi binanın restorasyonuna 30 Mart 2006 tarihinde
başlanılmıştır. (Bilar, 2020, C:1, s.210) Restorasyon sonunda bina Valilik İl
Özel İdaresi Müdürlüğü tarafından çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetler
amacıyla kullandırılmış ve bir dönemde Trakya Üniversitesi Rektörlüğüne
protokol ile devredilmiştir.
2016 yılında kervansarayın dış dükkan ve iç mekanında
tekrar restorasyon çalışmaları başlatılmış olup 2021 yılında iç mekanda yer
alan develik bölümlerinden biri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tiyatrolar
Genel Müdürlüğünün kullanımına verilmiştir. 850 m² alanda kurulan sahne ile
yaklaşık 200 kişi kapasiteli bir mekan oluşturulmuş ve tiyatro gösterileri bu
mekanda gerçekleştirilmektedir.
KERVANSARAY MÜZELERİ AÇILIYOR
2022 yılı başında tamamlanan restorasyon
çalışmalarıyla dış dükkanlar da ihaleye çıkılarak kiraya verilmiştir.
Kervansarayın iç bölümlerinde "Tarihte
Kurulmuş Türk Devletleri", "Osmanlı Padişahları", "Padişah Çadırı" ve
"Balkanlar'da Osmanlı Eserleri" temasıyla oluşturulan “Ekmekçizade Kervansarayı Müzeleri” adıyla
7 Ocak 2023 tarihte açılmıştır.
Ancak daha önceleri de belirttiğimiz gibi müze
açıldıktan sonra gerek kent halkında gerekse kentimize gelen yurtiçi ve
yurtdışı turistlerinde ilgi odağı olmayı başaramamıştır. Müze konseptinin
tasarımı ve uygulamalarıyla ilgili yapılan maddi ve manevi emekler boşa
gitmiştir.
Kentin kültür yaşamında uzun yıllar kervansaray olarak
hizmet veren bu tarihi yapı, Edirne’nin yüzyıllar boyunca yaşadığı göçlerle
birlikte ele alındığında çok daha anlamlı bir hikâye anlatma potansiyeline
sahiptir. Bu mekânın, kervansarayın kent yaşamındaki rolünü ve Edirne’nin
göçlerle şekillenen tarihini merkeze alan bir anlayışla müzeye dönüştürülmesi,
geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlayacaktır. Tarihi
yapıların “Yaşayan Müze” anlayışıyla
değerlendirilmesi, yalnızca korunmalarını değil, aynı zamanda toplum için birer
eğitim ve kültür alanına dönüşmelerini de mümkün kılar.
Nitekim 7 Ocak 2023 tarihinde açılan müze, aradan
yalnızca iki yıl geçtikten sonra kapılarını kapatmıştır. Harcanan emekler
boşa gitmiştir. (Ekmekçizade Kervansarayı Müzeleri için tıklayınız.)
EDİRNE GÖÇ
MÜZESİ
Edirne, tarih boyunca yaşanan
istila ve savaşlar nedeniyle göçlere sahne olmuştur. Kervansaraylar da bu
göçlerin hikâyelerinin en büyük tanıklarıdır. Dolayısıyla bu tür mekânları korumak kadar, onların tarihsel kimliklerini
yaşatmak da hepimizin sorumluluğudur. Bu yapı, Edirne tarihinde kervansaray
olarak önemli izler bırakmış bir mekândır. Eğer müze olarak kent yaşamına
kazandırılacaksa, burada mutlaka Edirne Göç Müzesi canlandırılmalıdır.
Aksi hâlde, kültür merkezi olarak yeniden işlevlendirilerek halkın kullanımına
açılmalıdır.
Geçmiş yıllarda Edirne Kitap Fuarı’na ev sahipliği
yapan bu mekân, kente gelen yazarlar ve sanatçılar tarafından büyük ilgi
görmüş, Edirne’nin kültürel canlılığına önemli katkılar sunmuştur. Bu örnek
bile, yapının kent yaşamında ne kadar değerli bir rol üstlenebileceğini açıkça
göstermektedir.
Korumak yetmez, yaşatmak gerekir. Çünkü bir mekânı
yaşatan yalnızca duvarları değil, taşıdığı hafızadır.
“Yaşayan Mekan ve Müze”ler ancak böyle yaşatılır.
Ender Bilar – www.enderbilar.com
